Archive for August, 2013

“böyle. kendime inandığım gibi inanmıştım ona da.
aşk olanın ötesinde bir aşktan söz etmek, aaaaaaaah
bir inançtı desem.
bu kadar dağılmam,
kendimi şimdi bu dünyaya fırlatılmış gibi hissetmem, bundan.
ne söylememi bekliyorsun
hava aldıkça sızlayan bir diş var içimde.
susmam bundan, konuşmam bundan.
ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata.
insan olmuştum ilk o zaman.
ya da bozmuşlardı beni yenidoğandan.
kendimi acıya teslim ettiğimde hatırladım,
ölünmüyordu, hatırladım.
ölünmüyooooooorrrrrrrrrrrrdu.”

açtım bayramlık kalemimi

Posted: August 12, 2013 in Uncategorized

“Sabret, ofken cicek acacak bir gun” vus’at o. bener 

* her nesnenin bir bitimi var diyorsa şair iyi olmak dışında çaremiz mi var?

*çok yakın olmamakla çok uzak olmak arasında fark yoktur bazen. geçen zaman değil mesafelerdir dediği gibi cemal süreya’nın

*Bi yikanmak istemeyen cocuk yalnizliği coktu ustume.

*kendime ‘gececek’ siiri yazdim. Basim sikisinca okuyorum artik. Bazen de dostlarim okusun istiyorum. 

*Oyle dostca oturup konusmayali saniyeler olmustu ben omrumun yarisi sanmistim.

*Bir agri dinmedikce sizlanirsin. Ve agrilar en cok geceleri yakalar. Sessizligi sever cunku. Agrimasin diye durmadan konusan cocuklar gibiyim.

*Oyle ufak seylere kirilip dokuluyoruz ki bir metafor olarak bile insanlik butunluk arz etmiyor. Sonra emrah serbesi aniyorum. Yeterince duygusaliz goz yasarticiya gerek yok.

*çayı şekersiz içiyorum ama bir başka balkondan gelen çay kaşığı sesi şekerle olan ilişkimi sorgulatıyor.

*yaşardık, gelmese de olurdu. bira mı kahve mi sorusu anlamsız. ikisi de bir gidişin baş öykücüsü.

*gün doğmadan bir güneş doğardı akşamdan kalan sohbet ile. sesler yüzlere karışır rüyadan çıkamazdı. uyanmasak da olurdu.

*hayat dolu bir “nasılsın” ve demlikte çay’dan başka ne vardı kaybedecek. masada boş bardak da kırıldı. unuttum adını yazmayı bir yere. belki bir gün hatırlatır bir şarkı.

*bu sene anladım ki gerçekten dostluk hem çok zor hem de çok kıymetli. bunca dayanışma mesajının arkasında “korkma la dostuz biz” de yok mu yani?

*insan hayatını en fazla 5 kişiye anlatabilir bana kalırsa. mesela çocukluktan kalma yara izinin hikayesini ve bu 5 kişi sana durup dururken tokat bile atabilir, öfkelenmezsin. çünkü yaşam sonludur ama anılar sonsuzdur. sen o beş kişiyle ölürsün ya da yaşarsın. cenazende gerçekten onlar seni “iyi bilir”. geri kalanı takiyecidir.

*ne zormuş ya iyiniyet izahı. kötü olsak kolay. he deriz biter.

*Belli ki bizden once iyi icmis birileri. Hesap yuklu. Ode ode bitmiyor. 

bavul

Posted: August 8, 2013 in Uncategorized

gönül bazen bir bavul arar, yol gidip susmaya..
içinde yalnız kalem ve silgi
yaşadıklarını silip yeniden yazmaya
bitince yolculuk
cebindekileri döküp yakmaya

gönül bazen bir bavul arar
içine girip kaybolmaya
gönül bazen bir bavul arar
kendini yola bırakmaya