Archive for July, 2010

>“bu yağmur nerden gelir:
sular bulanır
bu çığlık nasıl büyür:
yürek daralır
bu kavga ne de bıçkın:
meydan aranır ” y. odabaşı



kan ter içinde uyanıyorum, son olmuş dolun-ay. içim acıya acıya sabaha sözümü yerine getiriyorum. her gün görmeliyim onu. (o beni görmemeye karar verene kadar)
her topu taca attığım gibi, yaşamdaki ipleri de başkalarına varip sabaha varmalarımı zafer sayıyorum.

ah benim sabaha varmalarım; ter, korku, ve duraklar…

“unuttuğum geyikli geceden kurtulmalarım bir de” nöbette yakalıyor beni …

halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta…
ve ben yine de senden, sizden, sizlerden… en çok kendimden korkuyordum…

korkuyorum!

itiraf edeyim, selim gibi korkuyorum gündelik yaşamdan, aşk oyunlarından, en çok erkeklerden

bir de babamdan korkuyorum. sahi, o da erkek?

teşekkür etmeye çekinir oldum olric. peki ya oklarımız, yaşama fırlattığımız.

ver onları sabaha fırlatacağım!

-çok sıcak olric
-yalnızım olric
-bu gece yalnızım onlar gelmeyecek olric
-kan ter içindeyim, uykularım darmadağın…. olric

>yalan

Posted: July 31, 2010 in Uncategorized

>http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1288097

yalan-yildiz usmonova-levent yüksel | izlesene.com

>olduğun

Posted: July 29, 2010 in Uncategorized

>

olduğun yere
olduğun gibi çakılı
başına gelecekler,
gelmiş
habersiz
gökten medet umar
gibiyim
ey gök!
sevmeye meğilli
girdim koynuna
olduğum gibi
olduğun gibi

>boşluk

Posted: July 24, 2010 in Uncategorized

>
o zaman anlamış bütün gerçeği: ne yürüyormuş, ne duruyor. Yürüyorum dediği, durmanın ta kendisiymiş. Düş gibi bir şey yani… Koşarsın koşarsın da varamazsın hani; içindeki umut, varamadığın kadar büyür. Sen bakarsın ışıltıyla. İleriye uzanırsın (uzanmak istiyorsun yalnızca), uzandıkça da kolların uzar babam uzar… Gene de boşluğu avuçlarsın hep; düşünü düş yapan boşluğu…

h.a.t

>suda balık

Posted: July 23, 2010 in Uncategorized

>en acil zamanlarda, hep sevdim gürültünü
bak kimler var kahvaltıda; ilk gençlikten bu adama.
bir şeyler söyledin en sonunda;
kusura bakma yaram çok, kusura bakma yaram çok.

yanlış bir hayatı doğru yaşamak
kaç yazar şimdi suda balık olsak!

çok şeye inanmadım ama inanmıştım sana,
mecburdum inanmaya.
kağıttan zincirlerle bağlamışlar beni
tam da girmişken havaya.

topladım dertleri üşenmedim, attım sırt çantama.
dönüyorum şimdi gider gibi sessiz, sakin ama heyecan yok şimdi.
her şey bir gün bitebilir: bendeki sabır, sendeki para.
bir şeyler söyledin en sonunda.
kusura bakma yaram çok, kusura bakma yaram çok.

bir tarihte biz de adam olduk, parlak ateştik, e biraz kor olduk.
cevap oldukta, soru oldukta, sevap oldukta, para oldukta.
saatler yavaşmışta, yıllar hızlı ya da tam tersi nasıl istersen öyle
ya da böyle başlar reklamlar tam da girmişken havaya.

yanlış bir hayatı doğru yaşamak


http://fizy.com/s/1ajcbw
kaç yazar şimdi suda balık olsak.

>ulysses’ gaze

Posted: July 20, 2010 in Uncategorized

>
“döndüğümde üzerimde bir başkasının giysileri olacak. bir başkasının adıyla çağrılacağım. dönüşüm beklenmedik olacak. ve sen o tereddütlü gözlerle bana bakıp “sen o değilsin.” diyeceksin. sana öyle işaretler göndereceğim ki bana inanacaksın. sana bahçendeki limon ağacından söz edeceğim. ay ışığıyla aydınlanan küçük pencerenden.
sonra vücudun ve aşkın işaretlerini göreceksin. vücudun ürperti içinde yukarı odamıza çıkarken de bir kucaklaşmayla diğeri arasında, öpüşmeler arasında sana yolculuğumu anlatacağım. bütün bir gece boyunca ve ardından gelen bütün geceler boyunca bir kucaklaşmayla diğeri arasında aşkın iniltileri arasında sana tüm insanlığın bitmeyen öyküsünü anlatacağım.”

>sükut

Posted: July 20, 2010 in Uncategorized

>

içimden geçenlerle
bir şehri
bir kediyi
bir babayı
ve sevgiliyi
daha çok sevmek isterdim
sokağını bir mahallenin
düşlerini bir dostun
daha çok gezmek
isterdim
en yakın yerinden denizin
taşını, kumunu, çakılını
ve tuz…
boğazımı yaksın dünya.
ben sükutta kalayım.

>neler oluyor?

Posted: July 9, 2010 in Uncategorized

>”anonim hayalperestlerim,”

dostlarım,
gözlerimdeki o eski ışığı yakalamaya çalıştığım şu günlerde, olanı biteni yazmayışımdan da sebep sanırım, içimde birikenler çoğunlukla gözümden akmaya meğilli.
öyle ki, isteğim şu şehrin ve gözümdeki ıslaklığın birlikte güneşe teslim olmasıdır. yeniden ışığa kavuşmasıdır. şiir seven bu bünye, olanı biteni daha fazla dramatize ettiği içindir ki, kısırdöngü şeklinde hüznüm bana aşık olmaya, ben ona aşık olmaya çoktan başladı.
artık gönülden istiyorum, bu birlikteliğe son vermeyi. sancılı da olsa bitirmeye kararlıyım. en azından yaz sonunda, yeni bir mecradan akacak kalemim.
yazmak, yazmak… başka çarem yok dostlarım. elimi dokunduğum kaçıyor, beni terk ediyor. kelimeler: işte burada…
peki, neler oldu?
şehir efsanesi geldi ve yarım kalanlar tamamlanıp efsanelikten hiçliğe doğru yol aldı. olması gereken oldu. bitti.
düşüncemi akıttığım alandan aslında farklı bir alana kaymam gerektiğini anladım.
son adım: yeni bir başlangıç…
çeyrek yüzyılı yalnızlığımla devirdim. bir teraziye koyarsam yılları; yaşamadıklarım ağır basıyor.
gözlerimdeki çizgiler yaşımı ele vermeye başladı. “göstermiyorum hiç” geyiği birkaç yıla tutmayacak gibi…
haa son olarak; beklenmedik adımlar ve adamlar beni şaşırtmaya devam ediyor.
büyüdüm galiba…
korkuyorum, tedirginim yine de hazırım tüm olacaklara…

>doğumum için, yeniden…

Posted: July 8, 2010 in Uncategorized

>http://www.dailymotion.com/swf/video/xbiumb

>elma

Posted: July 3, 2010 in Uncategorized

>

yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın seni sevmesi şart mı,
değil…