Archive for November, 2009

>monochrome

Posted: November 30, 2009 in Uncategorized

>

anyway, i can try
anything it’s the same circle
that leads to nowhere and i’m tired now.

anyway, i’ve lost my face,
my dignity, my look,
all of these things are gone
and i’m tired now.

but don’t be scared,
i found a good job and i go to work
every day on my old bicycle you loved.

i’m piling up some unread books under my bed
and i really think i’ll never read again.

no concentration,
just a white disorder
everywhere around me,
you know i’m so tired now.

but don’t worry
i often go to dinners and parties
with some old friends who care for me,
take me back home and stay.

mochrome floors, monochrome walls,
only abscence near me,
nothing but silence around me.
monochrome flat, monochrome life,
only abscence near me,
nothing but silence around me.

sometimes i search an event
or something to remember,
but i’ve really got nothing in mind.

sometimes i open the windows
and listen people walking in the down streets.
there is a life out there.

but don’t be scared,
i found a good job and i go to work
every day on my old bicycle you loved.
anyway, i can try
anything it’s the same circle
that leads to nowhere and i’m tired now.

anyway, i’ve lost my face,
my dignity, my look,
all of these things are gone
and i’m tired now.

but don’t be scared,
i found a good job and i go to work
every day on my old bicycle you loved.

mochrome floors, monochrome walls,
only abscence near me,
nothing but silence around me.

monochrome flat,
monochrome life,
only abscence near me,
nothing but silence around me.

>zambaklı padişah

Posted: November 26, 2009 in Uncategorized

>


Ne zaman elleri zambaklı padişah olursam
Sana uzun heceli bir kent vereceğim
Girilince kapıları yitecek ve boş!

Azizim, güzel atlar da güzel şiirler gibidirler
Öldükten sonra da tersine yarışırlar, vesselam!


ece ayhan

*fotoğraf: aynur tekin

>uzak

Posted: November 26, 2009 in Uncategorized

>

“susuyorduk gene, susacaktık; dağ hangi boşluğumuzu dolduruyor, susmak bizi nereden eksiltip nereye biriktiriyor ve bu sis hangi çıplaklığımız örtüyor, hiç bilemeyecektik. her şeyi bilmek için erkendi belki, bilmeler yaşamalardan geçerdi ve biz önce yaşayacaktık.” h.a.t.


adam: “uzak” dedi.

sordum uzaklığı sözlüğe, sopsoğuk kelimeler karşıladı beni.
sonra insanlara sordum; unutmak ile eşanlamlıydı sanki….
ben yazmayı denedim:
ellerim üşüyor, korkuyordum. hava buz gibi ağustos kokuyor. unutmak için bir kahve yaptım kendime. birkaç cadde ve sokak geldi aklıma, kokusuyla.
biz ter içindeydik, hava soğuktu aksine.
uzak, meraktı sadece. gözleriyle neyi seçiyor, neyi duyuyor, neyi söylüyor, neyi düşünüyor…
ve hangi şarkı takılı dudağında.
uzak, kaybıydı zamanın. uyanıkken baygın, uyuyorken düşüncede. göz açıp kapayınca geçen aylara inat bitmeyen birkaç dakika.
uzak, farklı gökyüzüydü, farklı yıldızlar…

peki bu yakın, kime yakındı?

>bu son olsun!

Posted: November 20, 2009 in Uncategorized

>

>işte

Posted: November 18, 2009 in Uncategorized

>


İşte bu ortamda öldürdü.

Eksiklik duygusunun acısıyla güldürdü.

Ucuz düşüncelerindeki ucuz düzen, ucuz romanların ucuz yaşantısını.

Ucuz,ucuz, ucuz, ucuzdu

Dalgın, sinirli, suskun, huysuzdu


s.105 /o. atay / tutunamayanlar

>gelmiyorsun

Posted: November 14, 2009 in Uncategorized

>

>ey armut!

Posted: November 14, 2009 in Uncategorized

>Sanıldığı gibi değil işte, öyle aylaklık yapıyorsam işlerin yolunda gittiğinden değil. Suskunluğun her şeyi kabul etmek anlamına gelmediği gibi. Sabah kalkıp kendimi dışarı atmam, yolları ve sokakları tüketmem, kitapçıları gezinmem, fakülteye gidip aynı bankta saatlerce oturmam her şeyin yolunda gittiğinden değil. Her şeyin bir anlamsızlığa doğru gitmesinden.

Tutunacak birkaç dost, birkaç uğraş, birkaç kitap, birkaç mısra, birkaç şarkı, birkaç iltifat… Günü kurtarmaya yetse de, başımı yastığa koyduğumda her şey allak bullak oluyor. Sözler, yüzler, bakışlar uçuşuyor gözümde.
“Bugün bir başkası için ne yaptım?”
Evet, elimden geleni yaptım. İyi işler yapsınlar, hayattan kopmasınlar diye. Kendimi düşünmüyorum, bunu samimi olarak söylüyorum. Kötü bir şey bu, yapmamam gereken. Ama yapıyorum. Kendimi azıcık düşünmüyorum. Kendimi kurtarmaya çalışmıyorum. Basbayağı saflık bu!
Anlamıyorum….
Çoğunlukla bakıyorum yüzlere, iyice inceliyorum. Sadece bıkkınlık…
haklısınız, tamamıyla haklısınız dostlarım. Üzerimize çullandı bu duygu, çünkü aydınlık esirgiyor kendini bizden.
Bulutlar işte, uzak bir köyden gelen ses. Ve ben buradayım okuyucum siz neredesiniz diyen ses.. çağırıyor bizi kitaplara.
Ve şimdi yeniden, armut gibi ortadayken. Ortada bırakılmışken, kurtulmak lazım bu ataletten…
ey armut! kendine gel..
*foto için selam oza’ya teşekkürler

>kabuk

Posted: November 11, 2009 in Uncategorized

>
haftada bir, ayda bir, yılda bir… sesini duymak iyi geliyor sevgili. eskiden tüm bunları her anıma yaymak isterdim. sözüne, yüzüne ihtiyaç duyardım. yine duyuyorum. yankısı anılarının. ilk anından son anına kadar tekrarlıyorum görüntüleri sürekli. bir kütüphane köşesinde yahut bir yürüyüşte. sonra derin nefes alıyorum, çekiyorum içime her şeyi. bitmiyor.

artık anlatamaz oldum seni, ismin çoğaldıkça çoğalıyor çeperimde. gelsen, bitecek belki düş.
olsun gel, bitsin çarpıntısı beynimin.
sokaklara atıyorum kendimi, ıslanıyor, kuruyorum. kentin değişen çehresini bile fark edemiyorum. hani yeni yapılan parkları, bahçeleri, heykelleri…
sonra sen soruyorsun; “Ankara nasıl güzelim?”
güzel diyorum, seninle ve sesinle güzel geliyor oysa. tüm gürültüler diniyor kulağımda. sesin bir ney oluyor. söylüyor…
“peki ya Konur sokak?”
akşam geç vakitlerde pazara dönüyor, seyyar satıcılar her şeyi döküyor ortaya. bakınıyorum, kalabalığa kızıyorum. yokluğunu daha fazla hissettiriyorlar.
seninle oturduğumuz kafe var ya, hemen yan tarafında oturuyorum bazen. çayı güzel oluyor. senden telefon geliyor ben oradayken. daha bir seviniyorum.
aldığımız gazeteyi saklıyorum, bakışını sakladığım gibi.
saklandığım gibi kabuğuma. bekliyorum.

>epilog

Posted: November 10, 2009 in Uncategorized

>
“aslolan hayattır
bir akvaryumu yazmak
akvaryumda yaşamaktan kolaydır;
bu yüzden her dize biraz eksik
her şiir biraz yalandır…” (y.odabaşı)



yaşamaya son veriyorum. hemen korkmayınız. Selim gibi olmaya devam edeceğim, çünkü ben Turgut da olamıyorum. Çünkü beni Olric bile terk etti.
küçük ayrıntılar var ya önemsemediğimiz, hani gündelik hayatımızı çekip çeviren. işte tökezlediğim o diyaloglara son veriyorum. herkes gibi stratejik olmak zorunda değilim. iş bilen, iş gördüren biri hiç olamayacağım. cebimdeki paranın hesabı olmayacak.
daha kolayına kaçmaya devam edeceğim. yemek yapmayı değil, onu hayal etmeyi tercih edeceğim. yaşanan acıları, aşkları yazmayı.
yalanlarıma devam edeceğim velhasıl.
zararım var ise kendime olsun. başkalarını bulaştırmamalıyım bu oyuna.

>K’ya…

Posted: November 9, 2009 in Uncategorized

>


Bir insan yaşanmamışlığı bulunca
Onu artık hiç kimse anlatamaz
Kalır sonsuz gücünün buyruğunda
Ve bütün kesinliklerin üstünde, yalnız
Dolaşır bir ateşböceği gibi kendi aydınlığında..


edip cansever / tragedyalar IV