>across the universe!

Posted: January 16, 2009 in Uncategorized

>
gariptir, bir sivilce ile somutlaşan süreç dışdünyaya “artık büyüdün” /büyüdüm ! imajını verir. senden başka olan her şeye aldığın tavır, artık senin döneminle ilişkilendirilir. sen ise kapıyı çarpıp çıktığında arkanda bıraktıklarına karşı gösterdiğin “dikenli” yeni imajını şiddetle sağlamlaştırmaya çalıştırırsın kimi zaman.. artık dokunur her laf, ses, söz, göz..artık ne varsa..her şey karşıdır sana..dünyayı değiştirecek gücü hissedersin kendinde..ah bir de sivilcelerin olmasa 🙂

neyse ki çoktan atlattık, şiddetsiz ve sivilcesiz..bazen acaba diyorum bu duruma neyse 🙂
bugün en eski dostumla, o günlerde ve şimdi hala birlikte olduğum dostumla muhabbetimizde düşündük ki en güzel dönemmiş..ama biz kısmen farklı bir ergenlik yaşamışız; “ölüler evinden anılar, genç werther!in acıları, yer altından notlar”… ne gerek vardı bu kadarına?
şimdi dönüp bakıyoruz da, doğru dürüst bir flörtümüz bile yok, nasıl olsun “raskolnikov” var hayatımızda! Abartmıyorum – belki de abartıyorum her şey gibi- gömülüp kitaplara çoğu zaman o başımızın belası testleri bile unutuyorduk (kısmen iyi de yapmışız) ama sanki bir denge kurmak gerekliymiş…

açık söylemek gerekirse, kimse elimize tutuşturmadı bu kitapları, hepsi meraktan ve hepsi o kitap kokusu tutkusundan..ve hepsi belki de yalnızlıktan.. işte, şimdi hala yaşadığımız “bunalım” ergenlikten çıkamamış bunalımı gibi gözükmekte..zor bir süreçteyiz nesil olarak; bir yandan savaşlar ve kriz, bir yandan büyümeye karşı direnişin , o eski günlere “ergenliğe” özlemi bile getriyor insanın aklına (ne de olsa sivilcem yoktu!)

bundan sonrası belki 20 yaş bunalımı, nereye yol alırsan o kıyıda bulacaksın kendini…bir bakmışsın yolun yarısı, sevmediğin bir iş, sevmediğin bir adam burnunun dibinde. ergenlik idealizmine ihtiyacı var insanın. bugünlerde realitelerden ziyade işte o “kapı çarpmalara” ihtiyacımız var, “hayır” demeyi, “reddetmeyi” gerçek anlamda hayata geçirmeye ihtiyacımız var. savrulduğun kıyıda değil, istediğin kıyıda konaklamak için…

bize bunu öğrettiler hep, idealizm! “tüm varoluşsal sorunları ile” (materyalizmden bugünlerde bahsetmeye niyetim yok)

biri bana bunu öğütlesin, biri yürü hatta koş desin, biri ben de geliyorum desin..ne olur..

“nothings gonna change in my world…”

Comments
  1. >Yemek eylemi, uyku, kitap, kısır, mercimekli köfte, “canım ailem” ve bilumum diziler, birkaç satır yazı, haberler, gazete, adana kebap, yapmayı yeni yeni öğrendiğim kek, kurabiye, yaş pasta, salata, birkaç telefon ve msn konuşması arasında salınan yaşamım hakkında fazla bir şey diyemeyeceğim; sadece bu yaşamımın yukarıda saydığım duraklarını yazmakla yetinmeliyim galiba. Bazen hareketsizlikten kaynaklanan garip bir iç enerji, bunaltı, sıkıntı ve sinir gibi bir hissediş ile ergenlikte pek de tanışık olmadığım çenemin ve burnumun tam üzerinde çıkan kocaman sivilceleri sıkma eylemini de saymalıyım duraklarım arasında tabi. Unutmadan Hrant ve Filistin’deki çocukların arkasından yaktığım ağıtları da saymam gerek. Bu ağıt ve gözyaşlarını galiba rahatlamak kendimi temiz ve duyarlı hissetmek için yapıyorum. Bunların dışında koşmuyorum hatta yürümüyorum. Koşanlar var mı bilmem ben görmüyorum dolayısı ile de kimsenin peşine takılmıyorum, kimse de beraber gidelim demiyor, Ne zaman bu kadar konformist, yaşama ve zevk alma içgüdüleri ile doldum, hangi ara beni koşmaktan, sokaklara çıkmaktan alıkoyacak kadar çok şeye sahip oldum doğrusu bilmiyorum. Senin son cümle olarak eklediğin “nothings gonna change in my world …” ü ben son cümle olarak söylemiceyim çünkü her şey değişiyor etrafımda, değişmeyen tek şeyim var; o da her dağim seyirle meşguliyetim. Senaca’nın Grek Antolojisinden aldığı bir şiir var:“Ağla bu yaşama Heraklitos ağla daha çok!Yaşam hiç bu denli ağlanası olmamıştı Gül bu yaşama Demoritos, gül eskisinden daha çok!Yaşam hiç bu denli rezilcesine gülünç olmamıştı. Ben aranızda durup size bakıp soruyorum kendime:Sizin ardınızdan mı ağlayayım? Sizinle birlikte mi güleyim?”(Melankoli;s.115)Benim için de hayatım hiç bu kadar rezilcesine gülünç ve ağlanası olmamıştı ta ki her daim seyirci olarak yaşayacağımı anlayana kadar.Ama yine de bir tarafımda bir ses senin çığlığını tekrarlamaktan kendini alıkoyamıyor:“biri bana bunu öğütlesin, biri yürü hatta koş desin, biri ben de geliyorum desin..ne olur..”

  2. >beraber gidelim o zaman..ne çok gülelim ne çok ağlayalım..bu yazımı sana ithaf etmiş olduğumu söylemiştim zaten..Adana’ya selamlar..güzel yaylalarına..

  3. fersiz says:

    >ergenlikte Werther okumak yasaklanmalı…Allah seni kör etsin Werther dicem belanı bulmuşsun…Adana !tahmin ettiğim kişi sensen selam olsun benden de! şu kebap işini bir de Ankaraya taşıyalım tekrar şöyle göksu falan;) kendine iyi bak 🙂

  4. >selamını çok geç almış oldum mantar ve kebap sever. 10 gündür nete girmiyodum. Söz… en acılısından bi adana, ankara baharında, melihin göksuyunda…çardağımıza göz dikmiş piknik severler eşliğinde..

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s