uçmak

Posted: July 4, 2014 in Uncategorized

kırmızı bir çantanın içerisine koydu gökyüzünü, içine biraz şiir attı, playlistte dönüp duran şarkıyı gözüne koydu. 
sırtladı ve başladı yürümeye. çünkü yürürken yere basması imkansızdı artık. 
uçuyordu

Haram Geceler

Posted: July 4, 2014 in Uncategorized

incir ağacı

Posted: June 29, 2014 in Uncategorized

terk edilmiş bir evin önünde başlıyor hikaye. incir ağacı bütün çatlaklarından sarıp sarmalamış. geçen vaktin kokusunu unutturmak adına muhteşem kokusunu duvarlara sindirmeye başlamış bile. bir balkon ve bir pencere gözüküyor evin dışından. içeride kaç oda olduğu meçhul. sadece iki kişinin bilmesi gerekiyormuş gibi gizlenmiş. evin önünde mavi bir koltuk var, yağmur ve güneş karışımı eskitilmiş bir mavi. hiçbir katalogda yeri olmadığına eminiz. incir yaprakları desenleri var. bir mağazanın yeni ürünü gibi göz alıcı. unutturuyor yeni olmadığını. birini bekliyoruz. adı bir mesajda yazılı. açık bakmıyoruz. geleceği kesin. çünkü gitmek isteyenler hep bu mesajdaki bilgilerin olduğu yerde buluşuyor. gelecek olan, gideceği kesin olan. bekleyen, gitmeye meyilli. esasen onun da gideceği kesindi. incir ağacının kokusunun esiri olmuş olabilir. ağacı düşündüğüne göre öyle olması muhtemel. düşündüğünü biliyoruz. incir yazıyor eline aldığı bir yaprakla bahçenin duvarına. ağacın yapraklarının rengi de güzel. çocukken yaptığı gibi yapraklardan kalem yapıyor. inciri düşünmeden edemiyor.
evin odalarına girip gezindiğini, kaç odanın olduğunu, mutfağın nerede olduğunu, arkabahçe olup olmadığını çünkü. bir tek incir biliyor.

kapıyı çalmaya yelteniyor. bahçeyi geçiyor.çatlaklardan gözünü almaya çalışıyor. birkaç merdiveni atlayarak çıkıyor. nefesini tutup üç kez kapının tokmağına vuruyor. incirin yapraklarının sessiz sessiz kapıyı açacağını ve ona sarılacağını düşlerken gelmesi ve gitmesi gerekenin ayak sesleri duyuluyor. sokak sakin. telaşlanıyor. arkasına bakıyor. tam o sırada kapı gıcırdıyor. incir yaprakları serili antre davetkar. ayak sesleri kararlı. arada kalıyor. ev çatırdamaya başlıyor. yapraklar hızla yayılıyor. ağacın dalları bütün evi sarıyor. önce kireçler dökülüyor. sonra pencere camları kırılıyor. ev gözümüzün önünde yıkılıyor. kaç odası olduğunu öğrenmeden.

mavi koltukta gelen oturuyor. incir yapraklarını çantasına dolduruyor. gitmeye kararlıysak ben hazırım diyor.

başka

Posted: April 9, 2014 in Uncategorized
bir şiiri yeniden okumak gibi
bir nehir kenarında yeniden yıkanmak gibi
hem unutturup hem hatırlatan
hem öldürüp hem doğuran
ne varsa başımıza gelmiş gibi
ağladık,güldük
hepsi birdi, onu yazdık.
mendilimizdeki ses tanıdık
gittiğimiz park belli.
şair mi?
tanıdık: seni terk etmiş ben.

her şeyi unutmuş gibi.
Unutmayi denemek baska

unutmak baska.
nisan14/ankara

anlam kaçağından notlar

Posted: February 9, 2014 in Uncategorized
1.  hangisini yüklensen geriye sırt ağrısı kalınca dünya;
suyu çekilmiş bir göl gibi kupkuru sözlere tabi
iyiyim, iyisin ve iyi.
2. oysa kamburun sözü söz:
bir bakabilse yukarıya
gözler yerdeyken yağan kar’ın bir anlamı var;
ayaklar basılmış 
yürümeye çalışılmış
düşmemeye sunulmuş: yer!
3. bir de derler ki çamurdan yaratılan: bat dünya bat!
4. dağdaki kar’in hikayesi kutsaldır işte
çamurdan nasibini almamış çığlıkları saklar
ah bir çıksa oraya kambur;
belli ki dikilecek: 
gözünde gün ışığı,
kendine getiren soğuk,
korkmayacak yükseklerden.
5. sanki ne vardı düşünecek beyazları
bütün yağmurları “anlat” diyecek ne vardı!
hepsi bir bir saçılmayı beklerken
kır saçlarını tararken yaşam
bir fırtınaya teslim bütün evren
6. söyle dedi, okumadan önce
söyledim kumları, taşları, yüzleri
herkes haklı olabilirdi vice versa
inanmayıp çay söyledi her defasında
7. sayıyorum, biraz kirli ama
elimi yıkasam geçmeyecek anılar
bütün çizgileri bir yüksek ses yüzünün
bağırma, üşüyorum.
8. derler ki:
biz bütün parklarda oturmuşuz,
bütün banklara anlatmış durmuşuz,
yürümüş ve susmuşuz.
deriz ki:
özne ve yüklem uyumsuz diye biz uyumuşuz.
ocak/14

ve

Posted: November 15, 2013 in Uncategorized

sahiden bir şiir yazsam
öyle kelimeler özenle gelseler sana
en güzel kıyafetleriyle
mesela kırmızı bir elbise giyse “ve”
bağlaç deyip küçümseme
üzerine güzel bir siyaş şal alsa
ayakkabılar yüksek ökçe
öncesini ve sonrasını birleştirse
sahiden bir şiir
yazsam “ve” ile başlayan?

kasım13/ankara

“böyle. kendime inandığım gibi inanmıştım ona da.
aşk olanın ötesinde bir aşktan söz etmek, aaaaaaaah
bir inançtı desem.
bu kadar dağılmam,
kendimi şimdi bu dünyaya fırlatılmış gibi hissetmem, bundan.
ne söylememi bekliyorsun
hava aldıkça sızlayan bir diş var içimde.
susmam bundan, konuşmam bundan.
ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata.
insan olmuştum ilk o zaman.
ya da bozmuşlardı beni yenidoğandan.
kendimi acıya teslim ettiğimde hatırladım,
ölünmüyordu, hatırladım.
ölünmüyooooooorrrrrrrrrrrrdu.”